I seek you

Seneler önceydi. İki genç otobüste konuşuyorlardı.

-dün gece yoktun mesenede.
-misafir vardı giremedim.

Bir an için “mesene nedir ki?” dedim kendi kendime. Sonra içimden “evet emesen”… Yabancı kökenli teknolojik terimleri önce orjinal haliyle öğrendiğimizden kendi dilimize böyle yabancılaşıyoruz işte…Onca seneden sonra internetten sohbet etme denildiğinde aklıma önce IRC (bazı kişiler onu herkesin içeride sadece durduğu ve arkadaş aradığı zurna kanalıyla hatırlar) sonra da ICQ gelir. Her ikisi de bence türünün en güzide örnekleridir. Tamamıyla ihtiyaca yönelik ve yüksek kabiliyetli iki araç.

Biraz hatırlayalım…
Hani kanallar vardı IRC’de, Windows’tan bağlanmak için mIRC kullanırdık. #kanalismi olurdu. İçeride başında @ işaretli kanal sorumluları olurdu. “kick+ban” yaparlardı. Hiç tanımadığınız birisine özelden mesaj atarak “slm, asl?” diye sorardık…

Sonra ICQ çıktı. Açılışta bir vapur sesi ve arkadaş listende online olan yeşil papatyalar… Kimse online değilse (yüzlerce kişi arasında kimse online değilse, saat muhtemelen sabah 4 ü geçmiştir) muhteşem arama motoruyla belirlediğin kriterlere göre aramayı yapar yeni insanlarla tanışırdık. Herkesin bir ICQ numarası olurdu. Hele 6 rakamlı bir numaranız varsa uff ne hava atardınız… Güzel numaralar hacklenmeye çalışılırdı. vs. vs.

Sonra mesene’yi duyar olduk. Aslında hep duyuyor varlığını biliyor ama hiç önemsemiyorduk…

Sonra ne mi oldu?
Kendi evine bilgisayar almaya başlayan son kullanıcılar Windows XP ile birlikte gelen mesene programına “aa, bu da neymiş diye baktıktan sonra kullanmaya başladılar. İlk çıktığı zamanlarda ICQ’nun teknik özelliklerinin onda birini bile barındırmayan bu basit program (bence hala ICQ 1 numaradır) evdeki kullanıcının göz bebeği oluverdi. Göz açıp kapayana kadar ICQ unutuldu gitti…

Ben hala ICQ numaramı hatırlarım, ya siz?


ICQ Flower by pedrosandi on deviantART

Bir Cevap Yazın