Eugene Goostman

IRC günleri…
İnsanlar bir heyecanla sohbet odalarında yazışıyorlar.
Herşeyden bahsediliyor. Yeni arkadaşlıklar kuruluyor ve bu iş enteresan bir sosyalleşme hareketine dönüşüyor.
Siber alemde sosyalleşme…

Sabah kalktınca ilk iş olarak sohbet odasına günaydın yazanlar, klavye başında uyuyanlar türüyor.
Bir de tabi şu meşhur “slm a/s/l ?”.
Çok eskiden telsiz günlerinde ortak kanalda “arkadaş arıyorum arkadaş” lafları duyulurdu.
Onun daha farklı bir türü.

Sadece yazışma üzerinden dönen bu sohbetlerde en ilginç olan şey kimle konuştuğunuzu tam olarak bilemeyişinizdir.
Size evli 3 çocuk babasıyım diyen 12 yaşında bir kız çocuğu olabilir.
Ama tecrübeli bir chatter’sanız, size verilen cevaplardan kandırılıp kandırılmadığınızı hissedebilirsiniz.
Bunların evrimleşmiş halini günümüzde sahte kimlik bilgileriyle açılmış facebook/twitter hesapları şeklinde görüyoruz.

Farkındaysanız hep bir insanla konuştuğumuzu var sayıyoruz.
Çünkü farklı bir durumun hayali bile bazılarımız için fantastik bir konudan öteye gitmiyor.
Ama işin şekli bir süreden beri daha farklı.
Chatterbot olarak tanımlanan basit programlar insanları ilk bir kaç cümleyle bazen de olsun kandırabiliyor.

CyberLover’ı hatırlayalım. İnsanların bazı kimlik bilgilerini alabilmek için onları kandırmaya çalışan bir programdı kendisi aslında.
Hatta zararlı bazı programların kişilerin kendi bilgisayarlarına yüklemeleri için onları ikna etmeye çalışan versiyonları da vardı.
İdda odur ki bu program 30 dakika içerisinde yaklaşık 10 kişiyi bu şekilde kandırabiliyordu.
Burada sorgulanması gereken programın çok kabiliyetli olmasından öte iyi bir sosyal mühendislikle arkadaşlık siteleri gibi doğru ortamlarda çalıştırılıyor olmasıydı.

1950 yılında Alan Turing bu konuyla ilgili bir makalede makinelerin düşünüp düşünemeyeceğini sorgulamış, buradan da yola çıkarak hiç görmediğimiz bir kişiden aldığımız cevapların test edilmesiyle makine mi insan mı sorusuna cevap verilebilir demiş.
Test gayet basit, bir grup juri görmediği bir kişiyle 5 dakika boyunca yazışıyor. Şayet jürini %30 undan fazlası
bu konuştuğum insandır derse bu iş tamam.
O yıllardan bugüne bir kaç tam olarak kanıtlanmamış iddanın haricinde bu testi geçebilen hiç bir bilgisayar olmadı.

Ama ‘Eugene’ bu işin şeklini değiştirdi.

Londra’da 5 farklı makinanın denendiği bir testte, makinalardan birine jüri üyeleri %33 oyla insandır dediler.
Kendisini 13 yaşında ‘Eugene Goostman’ olduğunu idda eden bu program böylece Turing testini geçen ilk yapay zeka oldu.

Her sakallıyı deden sanma der eskiler.
İlerde torunlarımız belki dedeleri üzerinde Voight-Kampff testi uygulama ihtiyacı hissedecekler…

Bir Cevap Yazın