Posts in Category: Geçmiş zaman

Eugene Goostman

IRC günleri…
İnsanlar bir heyecanla sohbet odalarında yazışıyorlar.
Herşeyden bahsediliyor. Yeni arkadaşlıklar kuruluyor ve bu iş enteresan bir sosyalleşme hareketine dönüşüyor.
Siber alemde sosyalleşme…

Sabah kalktınca ilk iş olarak sohbet odasına günaydın yazanlar, klavye başında uyuyanlar türüyor.
Bir de tabi şu meşhur “slm a/s/l ?”.
Çok eskiden telsiz günlerinde ortak kanalda “arkadaş arıyorum arkadaş” lafları duyulurdu.
Onun daha farklı bir türü.

Sadece yazışma üzerinden dönen bu sohbetlerde en ilginç olan şey kimle konuştuğunuzu tam olarak bilemeyişinizdir.
Size evli 3 çocuk babasıyım diyen 12 yaşında bir kız çocuğu olabilir.
Ama tecrübeli bir chatter’sanız, size verilen cevaplardan kandırılıp kandırılmadığınızı hissedebilirsiniz.
Bunların evrimleşmiş halini günümüzde sahte kimlik bilgileriyle açılmış facebook/twitter hesapları şeklinde görüyoruz.

Kutulardan kuşlara

90’lı yılların başı.
Bir bilgisayar laboratuvarında klavye sesleri.
Alışa gelmiş tıkırtılardan değil.
Daha kesik kesik, bazen daha da sert.
Gözler yeşil ekrana kilitlenmiş, nefesler tutulmuş.
Ekranın altında kısmen de olsa bir düzen içinde yığılmış blokların arasına yenileri karışıyor.
Blok yığını bazen yükseliyor bazense hiç yok.

Önce Wolfenstein vardı…

Tabi başka şeylerde vardı ama biz onu W3D ile tanıdık. Bir elimiz ok tuşlarında bir elimiz shift ve control tuşunda gözümüzü kırpmadan oynardık. Daha önceden bu tip oyunlara aşina olmayan bir kaç arkadaşımın oynarken midesinin bulandığını bilirim.

Sonrasında Doom, Duke nukem vb…

Yıllar sonra bir gün Half-life (HL) çıktı…

Ve insanlar ikiye ayrıldı; HL oynamayı becerenler ve beceremeyenler.Çünkü bir elinizle fare yardımıyla baktığınız/gittiğiniz yönü değiştirirken diğer eliniz hiç bu kadar samimi olmadığı kadar W,A,S,D tuşları üzerinde ileri-geri ve sağ-sol yapmalıydı. Değişik bir koordinasyon gerektiyordu… Bahsi geçen W,A,S,D  tuşları bir süre sonra (bir dönem boşluk tuşuna olduğu gibi) önce silikleşmeye sonrada bozulmaya başlayacaktı. Tabi daha hasas fare ihtiyacıda kendiliğinden doğmaya başladı.

levyeli zor anlar

Ve sonrasında bir çok online fps (counter tabi ki…)

I seek you

Seneler önceydi. İki genç otobüste konuşuyorlardı.

-dün gece yoktun mesenede.
-misafir vardı giremedim.

Bir an için “mesene nedir ki?” dedim kendi kendime. Sonra içimden “evet emesen”… Yabancı kökenli teknolojik terimleri önce orjinal haliyle öğrendiğimizden kendi dilimize böyle yabancılaşıyoruz işte…